SAFDER KARTOĞLU

Beş anakarada, 16 ülkede maraton koşmuş 91 yaşındaki bir maratoncu... En büyük hedefi üç yıl sonra 94 yaşına bastığında New York City Maratonu’nu bir kez daha koşmak...

 

Peki, neden 94 yaş? Bu maratonu 93 yaşında koşan yabancı atletin ‘maraton bitiren dünyanın en yaşlı atleti’ unvanını elinden alarak dünya tarihine geçmek istiyor.

Böylesi büyük bir hedefi olan Safder Kartoğlu’nun “hayat koşusunun” anlatıldığı “Safder” kitabı bir çırpıda okunuyor. Baba Kartoğlu ve babasının anılarını kaleme alan kızı Can Kartoğlu’yla Cihangir’de buluşuyoruz. Kartoğlu, babasının içimizden biri olduğunu söyleyerek “Babam sıradan ama sıra dışı bir insan” diyor. Kartoğlu, 91 yaşındaki veteran maratoncu babasını şu sözlerle anlatıyor:

“Yaşadığı yoksulluklara, yoksunluklara rağmen, bütün yaşlarında hayalleri için mücadele etmiş, hak bellediği yolda yalnız da olsa gitmiş, boyun eğmemiş bir küçük memur, iflah olmaz bir büyük âşık, sadık eş, baba tanımını altüst eden, sabahın erken saatlerinde evde herkes uyurken koşuya çıkıp elinde fırından yeni çıkmış tazecik ekmek ve bir Cumhuriyet gazetesiyle evine dönüp kahvaltı kuran, anne gibi kucaklayan bir baba, ruhuyla, bedeniyle bir gerçek sporcu, mutfağındaki raflardan bile kitaplar taşan bir kitap kurdu, yaşamıyla başlı başına bir sanat eseridir. Babalığının içinde azim, aşk, emek, şiir, incelik, iyilik, güzellik, saygı sevgi vardır” diyor Can Kartoğlu ve ekliyor: “Zonguldak’ın Devrek ilçesinden çıkıp beş anakaraya koşarak ulaşmış, 16 ülkede maraton koşmuş, her maratonunu kazanmak için değil, daha kısa sürede koşmak için değil, koşmaktan aldığı müthiş bir hazla, koşunun sonuna doğru geldiğinde daha da yavaşlayarak, “Ah! Bu maraton bitmese!” diye süreyi daha da uzatarak koşan, tepeden tırnağa yürekten oluşmuş, bir duygu insanıdır.”

Kartoğlu’nun kitabında da bahsettiği Sevda Koşusu’nun öyküsü ise insanı duygulandırıyor. Annesi öldükten bir yıl sonra 2005’ten başlayarak babasının her yıl annesinin doğum gününde, önce tek başına, sonraki yıllarda dostlarıyla birlikte koştuğunu anlatıyor kızı Can Kartoğlu... Annesinin mezar taşının üstünde Necati Cumalı’nın ‘Aşk Yaşayanlar İçindir’ adlı eserinin bulunduğunu söyleyen Kartoğlu “Annem son yıllarında, Necati Cumalı’nın “Aşk Yaşayanlar İçindir” adlı şiirini inci gibi el yazısıyla yazıp Zonguldak’taki evimizin aynasının kenara sıkıştırmıştı” diyor, mezar taşında yazan şiirin nakaratını okuyor:

 

“Ağladığını istemem ben ölürsem / Beni en sevdiğin halimle hatırla / Uzak bir yerde çalıştığımı düşün / Hayatta olduğuma inan.”

Kartoğlu, kitabını anlatırken kötülüğün çoğaldığı zamanlarda yaşadığımızı, vicdansızlığın arttığını söylüyor. Kartoğlu, vicdanın insan olmanın koşulu olduğunu ama insansız, insafsız kaldığımızı, saygısız, sevgisiz yaşadığımızı belirtiyor. İyiliğe, güzelliğe ihtiyacımızın arttığını dile getiren Kartoğlu, “Kötülük sıradanlaşmamalıydı. Böyle günlerde en yakınımdaki iyiliği; babamı yazmaya karar verdim. ‘Yaşasın iyilik!’ diyerek. İstedim ki, babam bizleri yüreklendirsin, insan olmanın değerlerini hatırlatsın” diyor. 2005’teki Sevda Koşusu’yla birlikte babası hakkında kitabı yazmaya karar verdiğini söyleyen Can Kartoğlu, Safder’in ortaya çıkışını şöyle anlatıyor: “Bir yıl boyunca, 1927’de Devrek’te doğumundan 2005’te ilk defa ve tek başına koştuğu koşularının, maratonlarının en özeli, en anlamlısı olan ‘Sevda Koşusu’nda yaptığı konuşmaya kadar her şeyi babama anlattırdım. Ben de cep telefonuma kaydettim. Sonra bilgisayarıma geçirdim ve sonra her gerçek yaşam nasıl yazılıyorsa, ben de babamın gerçek yaşamını kurgulayarak yazdım. Can’ca… Ayrıca, Zonguldak’ta evimizdeki sandıkların içi babamın anneme yazdığı mektuplarla, fotoğraflarla, belgelerle, telgraflarla, gazete kupürleriyle doluydu. Daha 12-13 yaşlarında evde kimse yokken bu sandıkları açmayı, karıştırmayı çok severdim. O zamanlar, mektuplarda babamın anneme niye “Can” diye hitap ettiğini anlayamazdım...

Kitabı Safder Kartoğlu’nun 91. doğum gününde hediye ettiğini söyleyen Can Kartoğlu gelirini ise Zonguldak Kültür Ve Eğitim Vakfı’na (ZOKEV) bağışladığını hatırlattı. Kitabın gelirinin Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde bir köy okulundaki çocuklara bağışlanacağını söyleyen Kartoğlu, “Yaşam boyu iyilik peşinde koşmuş, kendine de, kentine de sahip çıkmış, başına gelen haksızlıklara direnmiş, eğilip bükülmemiş, iyilik yapmaktan vazgeçmemiş Safder’e ZOKEV yakışır diye düşündüm. ZOKEV, seve seve Safder’i yayımladı” diyor.

Ref: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/933795/Safder_Baba_nin_hayat_kosusu.html