Koç müzesini gördükten sonra mutlaka oğlum emre de tün bunları görmeli diye hissetmiştim. Bu hissle iki hafta sonra tekrar emre ile gittim. Ancak o kadar hareketliydiki çok fazla fotoğraf çekme şansım olmadı. Onunla birlikteyken çekebildiklerimi onun heyecanını ve mutluluğunu fotoğraglamay çalıştım. Becerebildin mi bilemiyorum. Yorumu sizlere bırakıyorum.
Share/Save
Devamı...
Son iki yazımı minyatür odalarına ayırıp Koç Müzesinde gördüğüm olağanüstü şeyleri atlamak çok haksızlık olurdu. O nedenle bugün gördüklerimden beni etkileyen fotoğrafları paylaşmak istiyorum. Çok fazla şeyden etkilendim. Ancak hepsini burda yayınlamak oldukça güç. Belki dörtyüze yakın fotoğraf çektim. Bir daha gitmek ve tekrar fotoğraf çekmek istiyorum. Bu sefer gördüklerimden çok diğer ziyaretçilerin gördükleri karşısındaki [...]
Devamı...
Fotoğraçılık kursuna daha yeni başladığım dönemde, temel fotoğrafçılık deyimlerini ve ilkelerini öğrendigim bu dönemde çektiğim fotoğraflarımı paylaşmaya devam ediyorum. Elimde Nikon D90 olmasına rağmen ben pek çok şeyi bilmediğim için oldukça grenli ve cam arkasından çekmeye çalıştığım için pek çoğunda kendi silüetimin da olması da ayrı durum. Tabiki ben bu durumu başta fark etmeyerek çok [...]
Devamı...
Bu yaz tatilinde İstanbul’da kalmayı tercih ettik. Yaz kış önünden geçipte bir kez olsun kapısından girmediğimiz, içerde neler olduğunu sadece gazete haberlerinden yada gidenlerin anlattıklarıyla öğrendiğimiz müzelere gitmeye karar verdik. İlk gittiğimiz yer Koç Müzesi oldu. Bu sayede orda “Minyatür Odalar” sergisi olduğunu daha sonrasında da gitmeseydik neler kaçırırmışız onu gördük. Tam kelimesiyle muhteşemdi.
Henry Kupjack [...]
Devamı...
Son Yorumlar