Ekim ayının konusu: Fotoğrafçılık Moda mı Oldu, Moda Fotoğrafçılığı Sanat mı Oldu ?
İstanbul Modern’de 24 Ekim Cumartesi saat 16.00-18.00 arasında gerçekleşen bu söyleşiye katılma şansım oldu. Söyleşi Murat Germen ve Orhan Cem Çetin yönetiminde gerçekleşti. Çağdaş Fotoğraf Serileri söyleşi dizisi kapsamında gerçekleşen bu seri de , moda fotoğrafıyla sanatın ilişkisi ele alındı.
Genel anlamda bilindiğinin aksine, iş akışı içinde fotoğrafçının yaratıcı kararlar alamadığı, kendisine verilen ayrıntılı tanımlar içinde mesleğini icra ettiği reklam fotoğrafçılığının bir dalı olan moda fotoğrafçılığı, görsel dünyada doğası gereği hayli çekici görüntülerle yerini alıyor.
Reklamverenin çizdiği üslup her ne kadar baskın olmak zorundaysa da, az sayıda fotoğrafçı, yaratıcılığının önündeki bu temel engeli aşarak kişisel üslubunu reklamverenin üslubunun önüne geçirebiliyor, fotoğrafların altındaki imza bir bakışta tanınabiliyor.
Görüntüler kişiselleştikçe, çalışma ticari olduğu halde, ortaya çıkan iş sanat fotoğrafı tanımına yaklaşıyor. Fotoğrafçının kişisel işleri ile ticari işleri ayırt edilemez oluyor. Söyleşinin odağında, işte bu çizgiyi aşabilen Irving Penn, David LaChapelle, Juergen Teller, Terry Richardson gibi ünlü fotoğrafçıların fotoğraflarınından örnekler gösterdiler.
Söyleşi; katılımcıların da soru sorması ve kendi fikirlerini ifade etmesiyle oldukça renkli geçti.
Moda ve reklam foroğrafçılığında yaşanan bir kirlenmeden bahsedildi.
Normalde satılmayacak ürünlerin pahalı ve çarpıcı prodüksiyonlarla satışlarının arttırılmaya çalışılması ve bunu yaparken de kadının cinsel kimliğinin çok fazla abartılarak kullanılmasından, Murat Germen ve Orhan Cem Çetin duydukları rahatsızlığı dile getirdirler. Tabiki katılmayanlar bunun doğal olduğunu savunanlar oldu.
Açıkçası ben de kadın çıplaklığının her eşyanın yanına ataçla tutturulmuş gibi iliştirilmesine ve erkeklere de bu ürünleri alırsanız kadınlar ancak sizinle ilgilenir mesajının verilmesi hoşuma gitmiyor.
Moda denen tek dişi kalmış canavar aslen kapitalizmi besleyerek ve biz insanoğlunun en ilkel dürtülerini kullanarak normalde satın almayı düşünmeyeceğimiz ürünleri aldırmaktır. Ben bunun farkında olan aklı başında bir birey olarak bazen aldanıp gereksiz şeyleri satın almışlığım olmuştur. Arkasından da hep pişman olmuşumdur.:)
Reklam fotoğrafçılığında kullanılan photoshop teknolojisi o kadar abartılmış durumdaki, gazete ve dergilerde gördüğüm kişilerin gerçek mi? yoksa plastik bir bebek mi? olduğunu çoğu zaman anlamakta zorlanıyorum. Bu işte rol alan tüm aktörlerin kusursuz bir tene sahipmiş gibi gösterilmeye çalışılırken doğallıklarını kaybedip bir plastiğe dönüştürülmesi bana itici geliyor.
Reklam fotoğrafçılığı her ne kadar renkli ve eğlenleceli gibi görünsede aslında oldukça zor bir iş.
Gerçekten ince bir zekanın sonucu ortaya çıkmış reklam fotoğraflarına hiç bir sözüm yok. Mesela derseniz işte bir tane örnek.
Isn’t this gorgeous? Karl Lagerfeld for Sécurité Routière by saying “It’s yellow, it’ ugly, it doesn’t match anything, but it can save your life”.

A. Murat EREN
Celal ERDOĞDU
pino'nun yeri






























Son Yorumlar